Alpha2 çıkınca hemen indirdim, ISO dosyasını Pardus 1.0 kurulu dizüstü bilgisayarımda K3b ile yazdım, tüm yedeklemelerimi aldım. Önce bürodaki bilgisayara kurdum. Yaz mevsiminin etkisi ile KDE-Look sayfasından arkaplanıma şöyle deniz manzaralı bir karayipler resmi indirdim. Ve sonuç harika. Hemen bir ekran görüntüsü alıp flickr‘a yerleştirdim.
Sonra, geldim eve. Bu sefer Dizüstüme de kurayım dedim. Aynı şekilde, dizüstü’mdeki emektar Pardus 1.0′daki tüm dosyaları yedekledim. Kurdum. Çok güzel, sorunsuz kuruldu. Yani her iki bilgisayarda da “dual boot” olarak sorunsuz kurulmakta.
Sonrasına gelince. Aylardır KODAK Z700 Digital Kamera’m ile çektiğim fotoğrafları digikam ile aktaracağım günün gelmesini bekliyordum. Meğerse o gün, dün imiş. Kızımın bir kaç fotoğrafını çekeyim ve deneyeyim dedim. Çektim. Makineyi dizüstü’ne bağladıktan sonra derin bir nefes alıp kameramı açtım. O da ne! Kodak Z700 makineyi tanıdı. Sonra Digikam’ı açtım. Bir güzel fotoğrafları indirdim.
Benim HP PSC 2210 - All in One cihazım var. Bir de şu makinada bir fotoğraf tarayayım dedim. Kooka’yı çalıştırdım. Taracıyımı hemen tanıdı. Bir-iki resim taradım. Enfes.
Sonra Barış Metin’in ekran görüntülerinde görüp beğenmiştim. Kicker - Panel’e eklemek için yeni şeyler var mı diye KDE-Look Web sayfasını açtım. Arama kısmına “kicker” yazdım. Çok güzel şeyler buldum ve Panel’ime beğendiğim bir tanesini yerleştirdim.
Bende snapshot takıntısı var galiba. Bir de dizüstümün bir ekran görüntüsünü alayım dedim. Aldım ve yine flickr‘a yerleştirdim. Bu arada flickr’a resimleri tarayıcı aracılığı ile yerleştirirken bir yandan da aklımdan “1.0′da kflickr vardı. Acaba 1.1′de yok mu yoksa onun yerine başka bir yazılım mı var?” sorusu dolaşmaya başladı ve hala da merak ediyorum. Çünkü 1.1 deposundan konsoldan arama yaptığımda bulamamıştım. Ama paketlere birazdan bir daha bakacağım. Belki vardır da ben görememişimdir.
Bir blog yazısı için oldukça uzun oldu ama, bir yazı önce bahsettiğim Podcast konusunda bir fikrimi burada beyan etmek isterim. Aslında WordPress’in Podcast desteği olduğunu biliyorum. Ama detaylı incelemediğim için bu konuda cahilim. Keşke Pardus ekibine coğrafi açıdan daha yakın olsam da diyorum. Bir “PARDUS PODCAST” yayını yapabilsem. Çünkü, babam tonmayster (Kami Acim), rahmetli amcam (Sıtkı Acim) de babamın yetiştirdiği bir tonmayster idi. Çocukluğumda diğer çocuklar mahallede çocukluklarını yaşarlarken ben evde mikrofonlar, çok kanallı (4 kanallı) teyplerle, ses kayıt mikserleri ile oynuyordum. Kendi kendime deneme kayıları yapıyordum. Bu yüzden diyorum. PODCAST yayını tam benlik bir şey.
PARDUS PODCAST fikrimi ve projemi biraz daha açayım. Ben olsam bu PODCAST yayınını nasıl yaparım? Alırım elime portable Sony MD Recorder’ımı. Gider Mustafa AKGÜL hocam ile bir sesli söyleşi yaparım. Sonra gider Erkan TEKMAN ile yaparım. Sonra S.Çağlar ONUR ile yaparım, Ali Erdinç KÖROĞLU, Eray ÖZKURAL, Ekin MEROĞLU ve diğer tüm ekip ile sesli söyleşi yaparım. Bunları sonra Audacity ile bilgisayara aktarırım. Audacity’de gerekli editingleri yaptıktan sonra Podcast yayını formatına çeviririm. İnternete yüklerim. Bitti. Buyrun size PARDUS PODCAST. Çünkü, benim ruhumda biraz Radyo Yayıncılığı modu var. Açık Radyo’nun Web sayfasında sanırım hala ismim durmakda. 2 sene boyunca orada radyo programları yaptım. Hatta bazı programları ben evde hazırlıyor ve onlara wav dosyası olarak teslim ediyordum. Ama ne yazık ki mesafe olarak ekipten uzak bir bölgede yaşadığım için bunları sadece düşünebiliyorum.







